Tarih Seminerlerinin Dördüncüsü Arş. Gör. Bilal KOÇ’un Sunumuyla 20.05.2016 Tarihinde Gerçekleştirildi
31 Mayıs 2016 12:07

“Tarih Seminerleri" kapsamında 2016 yılının dördüncü semineri 20 Mayıs Cuma günü Arş. Gör. Bilal KOÇ tarafından sunuldu. Edebiyat Fakültesi Toplantı Salonunda düzenlenen seminerde KOÇ, "Hindistan’da Türk Varlığı -Unutulan Kıtadaki Derin Tarihi Kökler ve Türkler -" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Bilal KOÇ sunumunun ilk kısmında bölgedeki siyasi varlığın tarihini ortaya koyarken, ikinci kısmında ise mevcut olan mimarî eserlerin varlığına işaret etti. Son kısımda bölgenin tarihini, kültürünü, edebiyatını vs. yönlerini ortaya koyan edebî eserlerin varlığı hakkında bilgiler verdi. 

 Bilal KOÇ, sunumunun ilk kısmında Hint alt kıtasında Türklerin tarihlerinin çok eskilere uzandığını kaydetmiştir. Bu doğrultuda Hindistan’da Türklerin siyasi varlıklarının İslâmiyet öncesi ve İslâmiyet sonrası dönem şeklinde ele alınması gerektiğini ortaya koydu. Bu itibarla da İslâmiyet öncesi bölgedeki Türk varlığının Saka Türkleri, Kuşanlar ve Akhunlar şeklinde tarihî bir süreklilik gösterdiğini ifade etti. İslâmiyet sonrası ise bu siyasî varlığın Gazneliler (963-1187), Gurlular (1186-1206), Dehlî Türk Sultanlıkları (Muizzîler, Balabanlar, Halaçlar, Tuğlukîler [1206-1414]), Müstakil Türk Hanedânları (Bicâpûr’da Adilşâhlar [1489-1686]), (Bidâr’da Berîdşâhîler [1492-1619]), (Dekken’de Kutbşâhîler [1512-1678]), (Malva Halacî Sultanları [1401-1531]) ve nihayetinde de Hindistan’ın 333 yıllık müstakil tarihini kapsayan Babürlüler (1526-1858) şeklinde karar bulduğunu kaydetmiştir.

Bu itibarla sunumun ikinci kısmında ise zikredilen bu siyasi yapıların Hint alt kıtasının muhtelif kısımlarında inşa ettikleri mimari eserler hakkında bilgiler verilerek, slayt gösterimi yapılmıştır. Bu kısımda evvela Kutb Minar ve onun etrafında şekillenen ilk yapılaşmalardan başlayarak, Sultan Gıyâseddîn Tuğluk Şâh Türbesi, Çehar Minâr, Hümâyûn Şâh Türbesi, Ekber Şâh Türbesi, Tac Mahal, Agra Kalesi, Nur-ı Efşân Bahçesi, Cihangir Mahal vs. eserler hakkında bilgi verilmiştir. Özellikle sunumun bu kısmında yapımına 1631’de başlanıp, 1652’de tamamlanan ve Babürlü Hükümdarı Şâh Cihân’ın eşi Mümtaz Mahal adına yaptırdığı Tac Mahal üzerinde duruldu.

Sunumun son kısmında ise Hindistan kütüphanelerinde bulunan eserlerin mevcudiyetine dair bilgiler verilmiştir. Bu doğrultuda Türkçe ve Çağatayca eserlerin zenginliğine değinilmiştir. Hindistan hakkında bilgi veren en büyük eserlerden birisinin Bâbürnâme olduğu kaydedilmiştir. Bâbürnâme’den sonra Hümâyûnnâme, Ekbernâme, Cihangîrnâme, Alemgîrnâme şeklinde Babürlü hükümdarlarının faaliyetlerinin anlatıldığı eserler hakkında bilgiler verilmiştir. Son olarak sunumun bu kısmında hem Gazneli ve Dehli Türk Sultanlıkları ve hem de Babürlüler dönemi açısından Farsça’nın ve Farsça kroniklerin önemi üzerinde duruldu.

Bilal KOÇ tarafından gerçekleştirilen sunum 30 dakika sürmüştür. Sunumun akabinde soru-cevap kısmı olmuştur. Bu kısımda Gazneli Sultan Mahmud’un Hindistan seferlerinin ihtiva ettiği önem, Kırklar Meclisi (Meclis-i Çihilgân)’ın Dehlî Türk Sultanlığı’nın siyasi yapısına olan etkisi, ilk kadın hükümdarlardan olan Sultan Raziye’nin hâkimiyet döneminin çarpıcılığı, Dehlî Türk Sultanlıkları’nın Hindistan’da üstlendiği vazife, Moğol akınlarının Hindistan’daki Türk varlığına ne gibi tesirleri olduğu, Timur’un Hindistan’a akını ile Tuğluk Hanedânı üzerinde bıraktığı etki ortaya konuldu.

Ayrıca Babür Şâh’ın 1526’da Hindistan’a geçmesi, Babürlüler açısından Moğol-Cengiz Yasaları’nın etkisinin olup olmadığı, İslâmiyet’in Hindistan’da yayılması ve yerleşmesinde Türklerin ve Arapların rollerinin neler olduğu, Babür Şâh’ın Moğolları neden ötekileştirdiği, Ekber Şâh döneminde ortaya çıkan tevhid-i ilâhî adı verilen dinin ne kadar etki yarattığı konuşuldu. Bunların yanında yine Tac Mahal’in yapılış hikâyesi, Babürlüler Devleti’ne neden Mughal adlandırmasının verildiği, Portekizlilerin, Cizvit papazlarının ve İngilizlerin Hint alt kıtasına nasıl ve ne şekilde ulaştıkları, 1858 tarihinde Babürlüler Devleti topraklarının İngilizler tarafından işgalinin aldığı boyut gibi konular da tartışıldı.