19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI DOLAYISIYLA DÜZENLENEN “ATATÜRK VE MİLLÎ MÜCADELE” KONULU PANEL
30 Mayıs 2017 13:26

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı münasebetiyle Fakültemiz Tarih Bölümü ile Türk Ocakları Ankara Şubesi’nin birlikte düzenlemiş olduğu “Atatürk ve Millî Mücadele” adlı Panel 18 Mayıs 2017 tarihinde 75. Yıl Konferans Salonu’nda gerçekleştirilmiştir. Panel, Millî Mücadele meşalesini yakan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün Türk büyüklerinin, vatanımız için hayatını kaybetmiş olan şehitlerimizin ve Kırım sürgünü kurbanlarının manevi huzurunda yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasının ardından açış konuşmalarıyla devam etmiştir.

Türk Ocakları Ankara Şubesi Başkanı Türkan HACALOĞLU, Türkçülük fikrinin ortaya çıkış sürecini, Türk milletine millî şuuru kazandırma hedefiyle Türk Ocaklarının Millî Mücadeledeki rolünü özetleyerek Türkçülük fikrinden derin bir biçimde etkilenen ve hayatı boyunca Türklük şuurunu yerleştirme mücadelesi veren, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkışla başlattığı süreci bütün dünyanın hayran olduğu dehasıyla Türk milletini yeniden dirilterek, aydınlık Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturarak taçlandıran Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk milletinin ortak değeri, ona dil uzatanların asıl hedefinin Cumhuriyet, dolayısıyla millî devlet ve Türklük olduğunu belirterek Türk Ocaklılar olarak bunlarla azimle mücadele edeceklerini, Türk milletine ve Atatürk’ün güvenine layık olmak için çalışacaklarını vurgulamış ve “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözleriyle konuşmasını tamamlamıştır.

Ardından Gazi Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Konuralp ERCİLASUN, konuşmalarını yapmak üzere kürsüye davet edilmiştir. Cumhuriyet’in başkentindeki bir Üniversitede Tarih Bölümü olarak tarihimizdeki önemli günlerde üzerlerine düşen görevin sorumluluğuyla bu Paneli Türk Ocakları Ankara Şubesi ile birlikte düzenlediklerini ifade eden ERCİLASUN, Atatürk’ün hem siyasi hem de şahsi hayatından alabileceğimiz önemli örnekler olduğuna; 19 Mayıs’tan sonra hızlı gelişen zorlu ve acil süreçte dahi mevcut hukuk sisteminin gereğine göre hareket ettiğine dikkat çekmiş ve bu özelliğin bizlerin şahsi hayatında da düstur edinilmesi gerektiğini, en zor şartlarda dahi hukuktan ayrılmadığımız sürece mutlaka kazanacağımızı vurgulayarak sözlerini tamamlamıştır.

Açış konuşmalarının ardından Protokol konuşmasını yapmak üzere Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. İlhami DURMUŞ kürsüye davet edilmiştir. DURMUŞ, 19 Mayıs 1919 tarihinin Millî Mücadele Hareketi’nin başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek; Türk Millî Mücadelesinin çok zor şartlarda önemli bir dirilişi ortaya çıkardığını, jeopolitik, jeostratejik ve sosyal açıdan değerlendirildiğinde başka bir millette emsali görülmemiş, mazlum milletlere ışık tutmuş, büyük önem arz eden bir mücadele hareketi olduğunu, sürecin Türk Milletinin hafızasına tekrar tekrar işlenmesi gerektiğini vurgulamış; bu anlamda düzenlenen Panelin çok yararlı olacağını da sözlerine ekleyerek konuşmasını sonlandırmıştır.

Konuşmaların ardından Panel kısmına geçilmiştir. Oturum Başkanı Prof. Dr. Mustafa TURAN, Paneli başlatmadan önce Atatürk ve Millî Mücadeleyle ilgili düşüncelerini kısaca özetlemiştir. 19 Mayıs’ın Millî Mücadeledeki önemine dikkat çekerek sözlerine başlayan TURAN, Mustafa Kemal Atatürk’ün Mondros Mütarekesi sonrası İstanbul’a gelerek Şişli’de tuttuğu evde Milli Mücadelenin kadrosuyla uzun toplantılar yaptığını, kurtuluş planını programladığını, Samsun’a çıkıştan sonra güzergâhı Amasya, Erzurum, Sivas olarak belirlediğini, sadece askeri başarı değil; dehasıyla önemli bir siyasi başarı da sağladığını, mücadeleyi taçlandırdığını belirtmiştir.

Kazım Karabekir Paşa’nın; “Fıtraten liderliğe en uygun kişi Mustafa Kemal’di” sözünü hatırlatan TURAN, Millî Mücadele sürecindeki faaliyetlerine bakıldığında gerçekten Mustafa Kemal’in siyasi bir deha olduğunun çok net görüldüğü; Millî Mücadelenin çok geniş bir coğrafyayı kapsayan, çok yönlü bir mücadele olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgusunu yaparak Paneli başlatmak üzere sözü öncelikle Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemalettin TAŞKIRAN Hocamıza bırakmıştır.

Prof. Dr. Cemalettin TAŞKIRAN, “Millî Mücadele’de 19 Mayıs” başlıklı konuşmasında Millî Mücadele’de 19 Mayıs’ın yerini sorgulamış ve emperyalistlere karşı bir başkaldırı hareketi olduğu vurgusunu yapmıştır. TAŞKIRAN, 19 Mayıs 1919’un Türkiye’nin ve Türklerin yok edilmesine karşı bir isyanın, Millî Mücadelenin başlangıcı olduğunu; Mustafa Kemal Atatürk’ün ve arkadaşlarının bir mucizeyi, imkânsızı başardığını ifade etmiştir. TAŞKIRAN’a göre bu mucize 10-11 yıl zaten savaşmış, Balkanlar’da, I. Dünya Harbi’nde 10 ayrı cephede ve Çanakkale’de çarpışmış, yorulmuş, yılmış bir halk ile yokluk ve yoksulluk içinde, imkânsızlıklar dâhilinde, iki ayrı otoritenin, birbirine kurşun sıkan aydınların olumsuz etkisine rağmen; batıda Yunanlılar, güneyde Fransızlar ve İtalyanlar, doğuda Ermenilerle büyük bir mücadele savaşına girişerek zafer elde edip; millî egemenliğe dayalı tam bağımsız bir devlet kurmaktır. Türk milletinin güvenini kazanan, Türk milletini arkasına alan Mustafa Kemal Atatürk’ün bu mucizenin mimarı olduğuna dikkat çeken TAŞKIRAN, ona yöneltilen haksız saldırıların hiçbir zaman maksadına ulaşamayacağı vurgusunu da özellikle yaparak sözlerini tamamlamıştır.

Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yonca ANZERLİOĞLU, “Millî Mücadele Döneminde Dış Politika” başlıklı sunumunu gerçekleştirmiş; Millî Mücadelenin başlangıcı olan 19 Mayıs’ın Türk Gençliğini akla getirdiğini ve değerinin hiçbir zaman unutulmayacağını, gençliğin bizde 6’dan başlayıp 70’e kadar çıktığını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası söz konusu olduğunda memlekette herkesin 18 yaşına düşeceğini, genç olacağını, topyekûn mücadele edeceğini, dünyanın bunun farkında olmadığını ifade ederek sunumuna başlamıştır. ANZERLİOĞLU, Gençlere: “I. Dünya Savaşı’nda çok farklı cephelerde savaşmış insanların torunlarısınız; her birinizin dedesi mutlaka bir cephede savaşmıştır… Memleketi sizlere emanet eden ve sizlere ‘Ey Türk Gençliği’ hitabıyla seslenen Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun annesine dil uzatanlara karşı sesimizi yükseltmemiz ve bu özel, millî günlerimize sahip çıkmamız gerekir” şeklinde vurgusunu yaptıktan sonra “Millî Mücadelede dış politika denilince aklımıza ne gelir?” sorusunu tartışmaya başlamıştır.

            Millî Mücadelede savaş meydanında olmakla birlikte diplomasi boyutunda da çok önemli gelişmelerin yaşandığını vurgulayan ANZERLİOĞLU, emperyalistler arasındaki ayrılık noktalarını ustaca tespit ederek her biriyle ayrı ayrı görüşmeler yapan, üstün bir asker, diplomat ve devlet adamı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün aynı zamanda diplomatik bir savaş verdiğini; böylece düşmanlar parçalanarak başarıya ulaşıldığını ifade etmiştir. Devamında Millî Mücadelede Ankara şehrinin öneminden bahseden ANZERLİOĞLU, elde edilen başarılardan sonra Batının Ankara Hükümetiyle temas etmek zorunda kaldığına; ancak her seferinde hedeflerinin Sevr’i biraz daha yumuşatarak Türklere kabul ettirmek olduğuna dikkat çekmiştir.

            Sakarya Meydan Muharebesi’nin dönüm noktası olduğunu; o ana kadar savunmada olan Türk Ordusunun taarruza geçtiği ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile de düşmanların geldikleri gibi gittiklerini belirten ANZERLİOĞLU, başlangıç tarihi 13 Kasım olan Lozan Görüşmelerinin önemine değinerek burada da nasıl bir diplomatik savaş verdiğimizi özetlemiş; Gençlerden tarihimizin her bir detayını, özel günlerini hafızalarına kazımalarını; Lozan, Ermeni meselesi ve iddialar, Musul meselesi gibi güncelliğini koruyan meselelerle ilgili de takipte olmalarını isteyerek sözlerini tamamlamıştır.

 

Panel, soru cevap kısmının ardından teşekkür belgelerinin takdimiyle sona ermiştir.